İşyerinde Bağımlılık ve Davranışsal Riskler: Görmezden Gelinen Döngüler
- Rıza Ünsal
- 15 Ara 2025
- 4 dakikada okunur
Kurumlar bağımlılığı çoğu zaman “bireysel bir problem” gibi ele alır: Kişinin iradesi, özel hayatı, karakteri… Oysa işyeri bağlamında bağımlılık (ve bağımlılığa yakın davranış örüntüleri) çoğu zaman sistemin içinde görünmezce büyüyen bir risk alanıdır. Çünkü bağımlılık yalnızca maddeyle sınırlı değildir; davranışsal bağımlılıklar (kumar, dijital kullanım, pornografi, alışveriş, işkoliklik gibi) ve “kaçış” örüntüleri de performansı, güvenliği, etik hattı ve kurumsal itibarı doğrudan etkileyebilir.
Bu yazı, “etiketlemek” için değil; erken uyarı işaretlerini anlamak, risk yönetimi çerçevesi kurmak ve insan odaklı bir müdahale modeli tasarlamak için hazırlandı. Amaç, çalışanı suçlamak değil; kurumu gerçeklikle buluşturmak: Görmezden gelinen döngüler, bir gün kriz olarak gelir.
Bağımlılık işyerinde nasıl görünür?
Bağımlılık ve davranışsal riskler işyerinde çoğu zaman “açık” değil, dolaylı görünür. Sıklıkla aşağıdaki belirtiler üzerinden anlaşılır:
Performans dalgalanması: Bir dönem çok iyi, sonra hızlı düşüş; teslim tarihlerinde kaçırma
Gizleme davranışları: Şeffaflık azalır, hesap verilebilirlik düşer, “tamam hallettim” söylemi artar
İlişkisel bozulma: Tahammülsüzlük, ani öfke, içe çekilme, pasif agresif iletişim
Dikkat ve güvenlik riski: Özellikle operasyonel işlerde (saha, üretim, sürüş, makine) kritik
Devamsızlık ve geç kalma: Mazeret çeşitlenir, düzen bozulur
Finansal baskı belirtileri: Avans talepleri, borç konuşmaları, ani para ihtiyacı
Dijital davranış sorunları: İş saatinde kontrolsüz ekran kullanımı, uygunsuz içerik riski, siber güvenlik zafiyeti
Kurum açısından kritik nokta şudur: Bu belirtiler tek başına “bağımlılık” kanıtı değildir; fakat risk sinyali olarak ciddiye alınmalıdır. Yanlış yaklaşım, ya tamamen görmezden gelmek ya da kanıt arayışıyla “yakalamaya” çalışmaktır. İkisi de sorunu büyütür.
Davranışsal bağımlılıklar: Yeni risk alanı
Geleneksel olarak kurumlar alkol ve madde kullanımına odaklanır. Bugün ise birçok kurum için daha “sessiz” ama yaygın risk alanı şunlardır:
1) Kumar ve finansal risk davranışları
Online bahis ve hızlı erişim, kumarı “gizli” hâle getirdi. Bu, yalnızca bireysel bir kayıp değil; dolandırıcılık, zimmet, etik ihlal ve güven ilişkisi açısından da risk oluşturabilir. Erken sinyaller: para konuşmaları, borçlanma, gizleme, ani panik.
2) Dijital bağımlılık ve dikkat erozyonu
Sürekli bildirim ve kontrol döngüsü; odak derinliğini düşürür. Bu, beyaz yakada verim kaybı; sahada ise iş kazası riski üretir. Üstelik “telefon” yalnızca araç değil, kaçış kapısıdır.
3) Pornografi ve uygunsuz içerik riski
Bu konu kurumlarda konuşulmadığı için daha tehlikelidir. Risk yalnızca “etik” değildir; işyeri tacizi, siber güvenlik, veri sızıntısı ve kurum itibarı boyutu vardır. Kurumlar bu alanda net politika ve eğitim olmadan sadece “yakalandığında” aksiyon alır; bu da kriz yönetimidir, risk yönetimi değil.
4) İşkoliklik ve tükenmişlik döngüsü
Bazı kurumlarda aşırı çalışma ödüllendirilir. Bu durumda işkoliklik “başarı” maskesiyle gelir. Ancak uzun vadede tükenmişlik, hata, çatışma ve sağlık sorunları artar. Kurum, bunu “fedakârlık” gibi okuduğunda sistem kendi semptomunu büyütür.
Lacancı bir not: Bağımlılık çoğu zaman “haz döngüsü”dür; kurum bunu yönetmek zorundadır
Lacancı çerçevede bağımlılık, yalnızca “kötü alışkanlık” değil; çoğu zaman öznenin gerilimi (kaygı, boşluk, utanç, değersizlik) düzenlemek için kurduğu tekrar eden bir haz devresi olarak anlaşılır. Kişi o devreye her girdiğinde kısa süreli bir “rahatlama” yaşar; sonra suçluluk ve kayıp gelir; ardından daha güçlü bir dürtüyle tekrar… Bu devre, işyerinde özellikle şu koşullarda büyür:
Sürekli aciliyet ve baskı kültürü
Rol belirsizliği ve kontrolsüz iş yükü
Psikolojik güvenliğin düşük olması (konuşamama, yardım isteyememe)
Performansın yalnızca sonuçla ölçülmesi (süreç ve insan yok sayılması)
Utançla yönetilen yönetim dili (aşağılama, küçük düşürme, tehdit)
Bu koşullar “bağımlılık üretir” demek değildir; ancak bağımlılık riskini artıran zemin oluşturur. Kurumsal akıl, sadece bireyi hedef alırsa zemini kaçırır.
Yanlış kurumsal refleksler: Sorunu büyüten 4 yaklaşım
Suçlama ve damgalama: Çalışan savunmaya geçer, gizleme artar.
Sadece disiplin: Disiplin bazı durumlarda gereklidir; fakat tek araç olursa öğrenme ve iyileşme imkânı kapanır.
Görmezden gelme: “Bizde olmaz” yaklaşımı en pahalı yaklaşımdır.
Tek seferlik eğitim: Politika, liderlik dili ve süreç hizalanmadan eğitim tek başına etkisiz kalır.
Ne işe yarar? Kurumlar için 8 maddelik risk yönetimi çerçevesi
1) Net politika ve sınırlar
Alkol/madde, kumar, dijital kullanım, uygunsuz içerik, taciz ve siber güvenlik başlıkları netleşmeli. “Ne yasak?” kadar “ne yapılacak?” da yazılmalı.
2) Gizlilik ve yönlendirme protokolü
Çalışanın destek isteyebileceği güvenli kanal kurulmalı: EAP benzeri sistem, işyeri hekimi/İK/psikolog koordinasyonu. Amaç, “ihbar” değil, erken müdahaledir.
3) Lider eğitimi: Risk sinyali okuma ve konuşma becerisi
Yönetici şunu bilmeli: Nasıl soracak? Nasıl kayıt alacak? Nasıl yönlendirecek? Nasıl sınır koyacak? Yanlış cümle kriz çıkarır.
4) Psikolojik güvenlik ve yardım isteme kültürü
İnsan yardım isteyemiyorsa sorun büyür. “Yardım istemek zayıflık değil” cümlesi, pratikte karşılığını bulmalı.
5) İş tasarımı ve stres kaynakları analizi
Bazı birimlerde risk artıyorsa birey değil; iş koşulları incelenmeli: vardiya, hedef baskısı, rol çakışması, izin kültürü, denetim biçimi.
6) Dijital hijyen ve siber güvenlik
Uygunsuz içerik riski aynı zamanda siber risktir. Teknik önlemler (filtreleme, erişim yönetimi) ve davranış eğitimi birlikte yürümeli.
7) Kriz protokolü: Ne zaman disiplin, ne zaman destek?
Kurumun kararsızlığı hem adaleti bozar hem riski büyütür. Net bir karar ağacı gerekir: güvenlik tehdidi, taciz, veri sızıntısı gibi durumlarda disiplin süreçleri; bağımlılık şüphesi ve işlev kaybında destek ve yönlendirme süreçleri.
8) İzleme ve ölçüm
Anonim mini anketler, devamsızlık/iş kazası/etik ihlal verileri, departman bazlı risk haritası. Varsayımla değil veriyle yönetim.
aRju Psikoloji kurumlara nasıl destek sağlar?
aRju Psikoloji olarak bağımlılık ve davranışsal riskleri iki eksende ele alırız:
Bireysel destek ekseni: Gizlilik ilkesini merkeze alan psikolojik görüşmeler, ihtiyaç hâlinde yönlendirme ve takip
Kurumsal yapı ekseni: Politika–protokol tasarımı, lider eğitimi, risk haritalama, psikolojik güvenlik ve iletişim kültürü müdahaleleri
Çalışma modülleri şunları içerebilir:
Kuruma özel Risk ve İhtiyaç Analizi (odak grup + yönetici görüşmeleri + anonim tarama)
Liderlere yönelik eğitim: “Riskli davranışla konuşmak, sınır koymak, yönlendirmek”
Ekip atölyeleri: stres–kaçış döngüsü, dijital hijyen, psikolojik güvenlik
Politika ve iletişim protokolü hazırlığı (etik, gizlilik, yönlendirme, kriz yönetimi)
3–6 aylık izleme ve raporlama (uygulama takibi)
“Olmaz” denilen yer, riskin büyüdüğü yerdir
Bağımlılık ve davranışsal riskler, kurumların en çok konuşmaktan kaçındığı alanlardan biridir. Tam da bu yüzden stratejik yönetilmediğinde pahalıya mal olur: performans kaybı, güvenlik, etik ihlal, itibar zedelenmesi ve insan kaynağı kaybı.
Kurumunuz için kısa bir ihtiyaç analiziyle başlayıp, size uygun bir risk yönetimi ve destek planı oluşturmak isterseniz aRju Psikoloji üzerinden iletişime geçerek ön görüşme talep edebilirsiniz.





Yorumlar